![]() |
|
Spaces home •●∙»»» ★๔คŋэя★ «««∙●•PhotosProfileFriendsMore ![]() | ![]() |
•●∙»»» ★๔คŋэя★ «««∙●•W3llc0m3
|
||||||||||||||||||||
|
March 16 40 YIL ^^ Kırkıncı evlilik yıldönümleriydi. .. Güzel bir akşam yemegi ve ardından güzel ve romantik bir film ve gece olmuştu. Beraber yine aynı yastığa başlarını koyarak uyudular... Gece sabaha karşı uyanan kadın eşini yanında göremedi. Mutfaktan hafif bir ışık geldiğini farketti. eşi mutfakta masada oturuyor ; yanıbaşında içinde çok az kalmış bir şişe viski, bir elinde bardak diğerinde sönmek üzere bir sigara, gözleri küllüğün içindeki küllere ve izmaritlere dalmış derin derin düşünüyor. -"Hayırdır tatlım uykun mu kaçtı? Bu saatte ne yapıyosun burda?" Adam irkilerek kendine geldi ve eşine baktı, sonra yine dalgın dalgın konuşmaya başladı; - "Hatırlıyor musun kırk yıl önceydi. Annenlerin evde olmadığı bir gece beni eve almıştın. Üzerinde çiçek motifli kırmızı bir elbise vardı, çok hoş bir parfüm sürmüştün. O gece çok eğlenmiştik... " Aradan onca uzun zaman geçmesine rağmen eşinin o geceyi en ince detaylarına kadar hatırlaması karşısında kadın çok mutlu olmuş yüzünde tatlı bir tebessüm ve sevgi ifadesiyle kocasının omzuna başını koymuş her tavrıyla " hadi devam et " havasına girmişti. Adam yüzünde hafif acı ve kahreder bir ifade ile devam etti : -" Sonra annen bizi yarı çıplak yakalamıştı ve bana bu rezilliği, seninle evlenerek temizlemezsem beni hapislerde kırk yıl süründüreceğini söylemişti..." Biten sigarasını küllüge bırakıp yeni bir tane yaktı ve deriiiin bir nefes çekerken kadın dayanamadı; -" Evet , Devam et" -" Bu gün çıkmış olacaktım" Sevgili Karım xD Yakalandigi soguk alginligi nedeni ile isine bir hafta gelemeyen Jim'in odasina "gecmis olsun" ziyaretine gittim, beni karsilayip " Daha iyiyim, tesekkurler.." dedi. "Ama evde yattigim sure icinde beni cok mutlu eden bir gozlemim oldu.." "Yaa.. Neydi?.." "Karim.. Karimin beni gercekten sevdigini anladim... Ben evdeyim diye o kadar mutluydu ki.. Inanir misin, ne zaman postaci, sutcu, tesisatci kapiyi calsa, kosarak kapiyi aralayip heyecanla "Kocam evde.. Kocam evde.." deyisini bir duysaydin...!" Yaşanmış Bir Olay xD Zamanın birinde Erzurum'dan bir grup insan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van'a gelmişler. Van'ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler. O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum'dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler. Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler. Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama. Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış. Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya : - Erzurum'dan çıktım yola Van'da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber... Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında : - Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mi yanlış kıldırıyor? Bunu gidip Müftüye soralım. Sayın müftü has Trabzon'lu JJ Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek : - Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir. Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın müftüde camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar. Birinci rekat : - Erzurum'dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber... der hoca. Arkadan "öhö.. öhö!.." şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar. İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar : - Erzurum'dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana... Allahuekber... Namaz bitince köylü Müftüye dönerek "İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı : - Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti... March 15 Güzin Abla'ya Mektup ^^-Firat'la birbirimizi gorur gormez asik olduk.. Firat hem yakisikli bir cocuk, hem de kirmizi Bemeve'si var. Beni ailesiyle tanistirmak icin evine goturdu. Fakat evde kimsecikler yoktu. "Simdi gelirler, beklerken birer bardak kola icelim" dedi. Firat kendi kolasini icer icmez uyumaya basladi. O kadar itip kaktim ama uyanmadi. Ablacim, sevdigim erkek acaba hasta filan mi? Evlenmemde bir mani var mi? Rumuz:Bedriye Güzin ablanin cevabi: "Benim Sevgili Yavrum,Anan seni Kadir gecesi dogurmus....." Salaklığın Tarihi^^ Bob Fenster'in "Salaklığın Tarihi" kitabından örnekler Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini kelepçeledi ve anahtarı bulamadı... Kendisini kurtarmak için çilingir çağırmak yerine polisi arayınca başı belaya girdi... Onu kelepçeden kurtaran polisler, ödenmemiş bir kefalet borcu bulunduğunu belirleyince onu yeniden kelepçelediler... Gillette şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladığında yüzlerce erkek satın aldı.Sonra da bu jiletlerin sakallarını kesmediğini söyleyerek onları çöpe attılar. Gillette yetkilileri, mutsuz müşterilerin tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı kağıdı çıkarmadıklarını fark ettiler. Chevrolet, yeni model arabası için "Nova" ismini buldu ama sonra arabayı Latin Amerika'da satamayacakları anlaşıldı... Çünkü "Nova", İspanyolca'da "gitmez" anlamına geliyordu. 1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında Fransız atlet Jules Noel'in disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru sayılmadı. Çünkü atışı izlemesi gereken bütün hakemler, sırıkla yüksek atlama yarışmasını izlemek için arkalarını dönmüşlerdi... 1840'da ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok soğuk bir günde Washington'da açık havada düzenlenen göreve başlama töreninde şapka ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma sonucu zatürre oldu. Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra öldü. Meksika'daki bir sağlıklı yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine mezarlığın sigara içilmeyen bölümünde gömülmek istediğini ısrarla ekletmeye çalıştı. 1971'de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir tepeyi yangın hortumlarıyla adam akıllı suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetti. Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında yürüyebilmelerini sağlayan patlamaya dayanıklı botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağır ve içinde yürünmesi o kadar zordu ki, askerler mayınlarla havaya uçmadan önce pusuya yatan düşman askerleri tarafından vuruluyorlardı. 1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri boğuldu. 1975'de İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı izlerken erkek yarım saat süren bir gülme krizi sonucu kalp krizi geçirerek öldü. Eşi, cenazeden sonra programın yapımcılarına bir mektup yazarak, kocasını hayatının son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür etti. 1983'de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu. February 15 Aradığım Kadın Sensin :D Bahçelerde bağlarda aradığım kadın sensin tepelerde dağlarda aradığım kadın sensin Bahçeye öküzü salarım bostana da ben dalarım içtim mi acayip yalarım aradığım kadın sensin Bazen ahret sorusu gibi fethi paşa korusu gibi kolum soba borusu gibi aradığım kadın sensin Oklavayam bazığam arif sağın sazıyam bırak killarını kazıyam aradığım kadın sensin Su kenarında sakayım dur karşımda bakayım yılan gibi sokayım aradığım kadın sensin Saçıma sürerim sarıyı koynuna atarım arıyı ne yapayım orspu karıyı aradığım kadın sensin Yatarım bomboş hanede yedim içtim meyhanede karaköyde kerhanede aradığım kadın sensin Hasan iyidir elin itinden külbastı yaptım at etinden ben tanırım karıyı d.tunden aradığım kadın sensin ... 2 x 3 Küçük Murat okuldan eve gelir ve üzgün bir şekilde, "Matematik dersinden 1 aldım" der. Babası hemen sorar, "Nasıl becerdin peki bunu?" Murat anlatmaya başlar, "Öğretmen 3x2 kaç eder? diye sordu, ben de 6 dedim". Babası hemen oğlunu tasdikler ve "Fakat bu doğru" der. Ali anlatmaya devam eder, "Sonra da "2x3 kaç eder?" diye sordu". Babası alaycı bir tavırla bakarak, "Has s.kt.r, ne farkı var ki ?" der. Ali de kafasıyla onaylayarak, "Ben de öğretmene aynı senin dediğini söyledim işte"... Taksici xD Nasil yagmur nasil firtina, adam bir taksiye el kaldirir, taksi durur.. Adam gidecegi yeri söyleyince, taksici kizarak "Ohoo orasi çok yakin alamam seni" der vegazlar gider.. Adam çok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi basarir.. Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi duragindadir ve üçüncü siradadir.. Hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanasir: - Ataköye kaça götürürsün ?" - 5 milyon - Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin - Hadi be sapik misin, defol.. Adam bu cevabi alinca ikinci siradaki taksiye yanasir - Ataköye kaça götürürsün ? - 5 milyon - Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin - Vay sapikkk vayy defol Sira üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. Adam yanasir: - Ataköye kaça götürürsün ? - 5 milyon - Peki sana 20 milyon veririm ama bir sartim var - Nedir ? - Giderken diger taksicilere el salliyacaksin - Ayibettin abi tabii.. Makbuz xD Deney yapmak için bütün hayvanları dişisi erkeğiyle bi gemiye toplayan bilim adamı, yolda bütün erkek hayvanların dişilerle çiftleştiğini gemide nüfus çoğalması olduğunu görür.. Bunu engellemek için bütün hayvanları bir araya toplar ve konuşmaya başlar; - ''Yolda gördüm'ki bütün erkekler dişilerle çiftleşiyor gemide gitgide çoğalıyoruz. Bunu önlemek için bütün erkek hayvanların şeyini kesip karşılığında makbuz vereceğim. Limana geldiğimizde erkek hayvanlar makbuzunu geri verecek şeyini geri alacak''. demiş. Ve adam aynen dediğini uygular. Ertesi gün erkek kanaryanın kendisine bişi yapamayacağını bilen dişi kanarya erkek kanaryanın karşısına geçim onu tahrik etmeye başlar. - ''Sen erkek diiilsin senin şeyin bile yok!''. Diye erkek kanaryayı sinirden deli eder. Erkek kanarya hırsından kahrolarak bir haftayı geçirir. Bir hafta sonra dişi bi bakar ki erkek kanarya kahkahalarla gülüyor sevinçten zıp zıp zıplıyor; - ''Hayrola şeyini kaybedince aklını'da kaybettin galiba'' der. Erkek kanarya zıplamaya devam eder; - ''Liman'a inelim göreceksin''.. dişi kanarya şaşırır; - ''Limana inince ne olacak'ki''. Erkek kanarya kahkahayı basar; - ''Eşşeğin makbuzunu çaldım''. Sabun.. 20. yüzyılın başlarında bi evde küçük bi çocuk babasına sormuş. - "baba kedilerin kuyruklarını kesip kemer yapmak günahmıdır?" Baba ilgisizce; -"Günahtır evladım" demiş -"peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günahmdır?" -"o da günahtır evladım" -"peki baba,japonların beyinlerinden çorba yapmak günahmıdır?" -"offfffff!! o da günahtır evladım" -"Peki baba,yahudilerin yağlarından sabun yapmak günahmıdır?" Baba en sonunda dayanamaz; -"Değildir ulan!! öff bee Adolf nerden aklına gelir böyle sorular sormak..." Mini Etek Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu: 'Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarini ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim. Dursun : İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi. Halk Koşusu xD Kadın kocasının halk koşusuna katılmasını fırsat bilerek sevgilisini eve çağırmıştı. Kadın ve sevgilisi tam sevişmeye başlarlar ki kapı çalar. Kadın önce panik olmaz ve diyafondan aşağıya sorar: "Kim o?" "Benim karıcığım, dışarıda çok yağmur yağıyor ve ben koşuya katılmaktan vazgeçtim" Kadın kocasına biraz beklemesini söyler ve sevgilisinin giysilerini eline vererek balkona atar. Adam çırılçıplak balkonda ne yapacağını düşünürken asıl rezaleti farkeder: Halk koşusu tam bulunduğu evin önündeki caddeden devam etmektedir. Adam büyük utanç içinde hemen aşağıya atlar ve yüzlerce kişiyle beraber koşmaya başlar. Yanındaki adam dayanamayıp sorar: "Afedersiniz beyefendi, hep çıplak mı koşarsınız?" "Evet" der adam. "Ben rüzgarı vücudumun her yerinde hissetmekten büyük keyif alırım. Bu yüzden de çıplak koşmayı tercih ederim." "Peki" der diğeri "çıplakken hep prezervatifle mi koşarsınız?" "Hayır" der "sadece yağmur yağdığı zamanlar!" Kızılderili xD Kızılderili Kabilesinin Liderinin Küçük Oğlu Babasına Çekinerek Sordu: Neden Bizim İsimlerimiz Beyazların İsimleri Gibi Değil? Reis "Bizim İsimlerimizin Birer Hikayesi Vardır. Bu Bir Gelenektir" Dedi Oğlan: "Nasıl Yanı" Dedi Reis "Sana Bir Kaç Tane Örnek Vereyim" Diyerek Açıklamaya Başladı. "Mesela Ben Doğduğumda Çadırımızın Etrafında Vahşi Bir Puma Dolaşıyormuş Benim Adımı Vahşi Puma Koymuşlar. Ağabeyin Doğduğu Anda Gök Gürledi Adını Gök Gürültüsü Koyduk. Ablan Doğduğunda Ay Dolunaydaydı. Adını Dolunay Koyduk. Kardeşin Doğduğunda Gökkuşağı Çıkmıştı. Adını Gökkuşağı Koyduk. Anladın Mı Şimdi Patlak Prezervatif" Temelin BaBası xD Temel'in babası vefat eder... Cenazeye gelen bir aile dostu Temel'e sorar: Nasıl oldu? Cevap: 30.kattan aşağıya düştü... Adam: Vah vah desene çok feci ölmüş... Temel: Yok yok öyle ölmedi... tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi... Adam: Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman. Temel: Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına... Adam: Demek çatıya çarpıp öldü. Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti... Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman... Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı. Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık... Temel: Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye... Adam: Orda mı öldü? Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba... En sonunda bunalan adam Temel'e bağırarak sordu: Ulan nasıl öldü bu adam? Temel: "Baktık durmuyo... Vurduk!" Şerefsiz ^^Temel kendi dötünü hiç ama hiç görmemiş. Bir gün dursun ile futbol oynarken, dursun topa bir abanmış; top tam Temel'in döte!.. Temel koşmuş hemen bir telaş dötünü ova ova soyunma odalarına. Arkadan dursun gelmiş. Demiş ki: - Temel abartma; sanki ne oldu dötüne ki?.. Temel: - Ööle deme şerefsiz; ikiye yarmışsın!!!
|
|||||||||||||||||||